İnsan, Sahip Olduklarına Neden Bu Kadar Çabuk Alışıyor?
İnsan, Sahip Olduklarına Neden Bu Kadar Çabuk Alışıyor?

Son zamanlarda üzerinde sıkça düşündüğüm bir konu var;
İnsan, sahip olduğu şeylere çok hızlı alışıyor.
Bu aslında hayatın doğal bir parçası. İlk gün heyecan uyandıran birçok şey, zamanla günlük hayatın sıradan bir parçasına dönüşüyor.
İş hayatında da durum farklı değil.
Bir çalışan yeni başladığında; kaliteli ekipmanlar, güçlü bilgisayarlar, büyük monitörler, şirket telefonu, şirket aracı, konforlu ofis ortamı, güzel yemekler, sosyal alanlar veya ekip arkadaşlarıyla keyifli vakit geçirebileceği imkanlar dikkat çeker.
Fakat aylar geçtikçe bunlar artık bir ayrıcalık olarak değil, doğal bir düzenin parçası olarak görülmeye başlanır.
Aslında burada kimseyi suçlamak mümkün değil.
Çünkü insan zihni böyle çalışıyor. Sürekli sahip olduğumuz şeyler gözümüzün önünde görünmez hale geliyor.
Yönetici olarak yıllardır şuna inanıyorum:
Bir insanın işini iyi yapabilmesi için sadece maaş yeterli değildir.
Doğru araçlara erişebilmesi,
Rahat çalışabilmesi,
Kendini güvende hissedebilmesi,
Fikrini söyleyebilmesi,
İşine odaklanabilmesi ve mutlu bir çalışma ortamında bulunabilmesi de en az bunun kadar önemlidir.
Bu yüzden elimden geldiğince çalışanlarımızın hayatını kolaylaştıracak yatırımlar yapmaya çalışıyorum.
Bazen yeni ekipmanlar,
Bazen daha iyi çalışma alanları,
Bazen sosyal imkanlar,
Bazen de sadece insanların yüzünü güldürecek küçük detaylar…
Çünkü çalışanına yapılan yatırımın bir maliyet değil, kurumun geleceğine yapılan yatırım olduğuna inanıyorum.
Ancak zaman içerisinde fark ettiğim başka bir gerçek daha var:
İnsanlar çoğu zaman eksik olanı hemen fark ediyor, var olanı ise zamanla kanıksıyor.
Bir eksiklik dakikalar içinde konuşulurken, yıllardır sunulan imkanlar çoğu zaman sessizce normalleşiyor.
Bu durum sadece şirketlerde değil; ailede, dostluklarda, ilişkilerde ve hayatın her alanında geçerli.
Belki de zaman zaman durup kendimize şu soruyu sormalıyız:
“Sahip olmadıklarıma mı odaklanıyorum,
Yoksa sahip olduklarımın da değerini görebiliyor muyum?”
Çünkü takdir edilmek sadece yöneticilerin değil, herkesin ihtiyacı.
Ve bazen bir kurumun kültürünü belirleyen şey; ne kadar imkan sunduğu değil, insanların o imkanların arkasındaki emeği görebilmesidir.
Ben hâlâ iyi bir iş yeri oluşturmanın peşindeyim.
Mükemmel olduğumuzu düşünmüyorum.
Eksiklerimiz de var, geliştirmemiz gereken birçok alan da…
Ama çalışanlarımızın işlerini yaparken kendilerini değerli hissetmeleri için çaba göstermeye devam edeceğiz.
Çünkü başarı sadece rakamlardan oluşmuyor.
Başarı; insanların sabah işe gelirken hissettikleri duyguda, birbirlerine duydukları saygıda ve birlikte oluşturdukları kültürde saklı.
